Narin ve uzun bir boyun, kavisli bir bel çukuru ve diz kapağının arkası…
Bu bel çukuru, bel gamzesi olayına takık baya bu bizim panpalar… Onları görebilecek düzeye gelene kadar dikkat ettikleri bi kaç şey de var tabi…
En baştan söyleyeceğim, yazıyı yazarken yardım aldım… Biraz konuştum bizimkilerle, biraz gözlem yaptım… Yine en baştan söyleyeceğim onlara çekici gelen ve bana anlattıkları her şey yazıda yok, (antlaşma yaptım;) ben yazarım da fazla detaya gerek yok…
Pes oynamayı bilen kız, trip atmayan kız… Bu değil hayallerindeki kız. Haftasonu da halı sahaya gelsin kız, defansa koyarsın…
Kızlar! Gülüşünüz önemli. O içten, o samimi, o sıcacık gülüşleri seviyorlarmış. (Bu cümle hiç benlik bi cümle olmadı, fazla sevimli benim için.) Gülüşün olayı, pozitif kızları sevmeye dayanıyor aslında. Cıvıl cıvıl, neşeli, hayat dolu kızlar her zaman çekici gelir erkeklere… Aynı şey kızlar için de geçerli, onlar da “kendilerini güldüren erkekleri” severler ya… Ben çok öyle değilim mesela, bi “dark side’ı” olacak erkek adamın, ne biliyim bazen tek başına koşuya falan çıksın, arada canı sıkkın olsun ben severim. Ne o öyle paso gülen erkek mi olur… Erkekler bazen yalnız kalmak ister.
Gelelim yemeğe! Şimdi yemek diyince aklına seksi iç çamaşırları ve jartiyerle muhteşem bi mutfakta makarnaya domatesli sos yapan, hatta sosun tadına bakarken (yanlışlıkla) biraz üzerine damlatmış olan Candice Swanepoe gelmesin. Yemek yapabilen kız isterler ama çok ince bi çizgi var arada… Sadece yemek yapabilen kız istemezler. O zaman gidip hepsi gözlemecilerle evlenirdi. Zaten o bel gamzesi bel çukuru olayına girmişse, jartiyer giyecek kadar kendine güveniyorsa, gülüşü seni alıp götürüyorsa üstüne bi de yemek yapabiliyorsa, bitti “win-win”.
O annesinin kuru patlıcan dolmasını seven, babaannesinin yuvalamasına bayılan, köftenin yanında yoğurdu kaşık kaşık götüren, börülce salatasıydı, ege otlarıydı diye ölüp biten erkek bi anda o domates soslu makarnaya tav olur. “Bebeğim ellerine sağlık, ben seni yirim” der.
Bak bunlar far ve rimelin farkını bilmiyor zaten bilmek de istemiyorlar… Bülent Ersoy gibi dolanmayacaksın etrafta. Üstelik rimelin ne olduğunu tam bilmeyen bu bebişler, ucuz fondöteni anlıyorlar kızlar dikkat… Bak bana şöyle anlattılar “ya böyle suratlarına bi şey sürüyorlar pütür pütür ten rengi gibi bişi ama ten renginde değil, o ney ya!”
Uçuk pembe bi allık, hafif bi parlatıcı… Yaz makyajı yani… Yeter.
“Kafa kız”. Herkesin kafası ayrı, herkesin çevirmek istediği muhabbet ayrı bu konuyu genelleyemem ama hepsinin ortak söylediği bi şey var ki o da “ kızın muhabbeti baymayacak usta”. Olayları basite indirgesin, kelimelerden binlerce anlam çıkarmasın istiyorlar. Kendilerini değiştirmeye çalışmadan, kendilerini sevecek kadınlar istiyorlar. Esprilerine gülsün, onun yanında kendini iyi hissettiğini hissettirsin istiyorlar. Erkekler kafasında 1000 tane tilkiyle dolaşmayan kızları istiyorlar.
İlgi! Herkes ilgi bekler. Erkekler biraz daha çok. Kadınların içindeki o amazon arada ağır basıyor, ilgi falan istemiyorlar. Yok dur, tek göğüsümü kesicem diye tutturma hemen. İlgi istediğimiz zaman da fazla istiyoruz haklısınız. Erkekler öyle değilmiş ama hep dozunda hafif bi ilgi isterlermiş. Bu bazen sadece saçlarıyla oynamak olur, bazen kalabalığın için kolunu tutmak… Ama erkekler hissetmek ister, yanındakinin gerçekten yanında olduğunu. Üniversite hayatlarında annesinin ve arkadaşlarının ilgisini severler, baba olduklarında kızlarının arkadaşlarının ilgisi hoşlarına gider.
Güzel göğüs, tendeki tuz, açık saç, (yataktan kalkmış açık saç) sabah mahmurluğu… Buradan masaj yapmayı bilmesine kadar gidiyor muhabbet…
Ama önemli gülüp geçmeyin. Tamam, “sev beni, besle beni, asla terk etme beni” anlayışıyla Garfield’ı andırıyorlar zaman zaman ama onlar erkek unutmayın, bi kadından bazen ideal bi anne olmasını beklerken bazen işveli-cilveli garson kız olmasını bekliyorlar.
Aslında erkekler çok bi şey istemiyor. Kadınlar zor. Fazla beklentimiz var. Onlar sadece karınları doysun, sevgilileri gereksiz trip atmasın, maç izleyecekleri zaman dırdır yapılmasın, erkek arkadaşlarıyla buluşacakları zaman kıskançlık krizlerine girilip burnundan getirilmesin, sürekli ağlayan değil muhabbeti hoş kafa bir sevgilisi olsun, tutkulu sevişilsin. Bu kadar. Vallahi bu kadar. Adamların aradığı şey huzur kısacası. Huzur verirseniz huzur alırsınız. Öyle tepenize çıkması falan söz konusu değil, bu isteklerini abartmadan, yeterli miktarda karşılarsanız o adam ne başkasına gider, ne de sizi üzer.
Saat saat bakacak olursak eğer…
00.00 - 07.30 seks, uyku, konfor.
07.30 - 07.35 biraz daha uyku.
07.35 - 07.40 lütfen biraz daha uyku.
07.40 - 08.00 Güzel bi kahvaltı.
08.30 - 18.00 daha akıllı insanlarla beraber çalışmak, lütfen hafta sonu gelsin.
18.00 - 19.00 trafikte bir kaç adam öldürmek, evine gitmek, bir an önce kendine vakit ayırmak.
19.00 - 24.00 sessizlik, huzur, ilgi.
Bi kadın bütün bunları bilip hala sana huzur vermiyorsa… zamanında tat kaçırmışsın demektir. Öptüms!
